"Başarı; vazife olanın üzerine koyup, üretmektir."
Erol Erbaş | Kişilik ve Şahsiyet Eğitimcisi

İnsana Bakış Açımız

İnsanın doğal hali; ahlaklı, çalışkan, temiz, prensipli, düzenli olmasıdır.
Ama bunları unutmuşuz, bir tek geçim ve madde için çalışıyoruz.
Şimdiye kadar bilinen sistemlerin de hiçbiri bizleri artık mutlu etmiyor. Maddi ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyor fakat iç yapı ihtiyacımızı karşılayamıyoruz.

Bize aslında kişiliğimiz, şahsiyetimiz lazım.
Bu nedenle; insan yapısının yeniden tanınması gerekiyor.
İnsanı tanımak için de üç yapıya ayırıp inceliyoruz: GövdeNefes Alıp Veren ve Gezen.
Ve bu üç yapıyı bir araya getirerek; temizlik, özgüven, dikkat, tasarruf ve başarıyı sağlayacağız.

Gövde; mahlûk yapımızdır. Etten kemikten oluşmuş bir maddedir. Dış dünyaya ifade aracıdır. Ama tek başına bir fonksiyonu yoktur. İçinde can yoksa cesettir. Gövdemiz bizdeki ebedi olan iki varlığa, Nefes Alıp Veren ve Gezen’e ev sahipliği yapar.

Gezen; Kendimiz. Adımızın konulduğu yer. Gece rüya gören, gündüz hayal kuran. O Nefes Alıp Veren’den türemiştir.
O bu gövdede, gönül denilen can evinde Nefes Alıp Veren’le birleşirse, özüne uygun yaşayan gerçek insan olur. Gönlünün
emirlerini vicdan aracılığıyla duyar, duyduklarına uyar ve uyduğu müddetçe de şerefli, onurlu, saygıdeğer, mutlu,
huzurlu, kendisiyle iftihar eden örnek bir insan olur.

Nefes Alıp Veren; Yaşatan, Can, Öz. Bizdeki nefesi alıp veren, bizi yaşatan güç. Yapımızdaki en güçlü yerimiz.
Yapımızda gücümüzün yetmediği bir tek Nefes Alıp Veren var. Gövdeyi bize o kullandırıyor, bizi o var ediyor. O kendini gövdeden çektiğinde, gövde türediği tabiata geri karışır.