"Başarı; vazife olanın üzerine koyup, üretmektir."
Erol Erbaş | Kişilik ve Şahsiyet Eğitimcisi

Zehravi

«MODERN CERRAHİNİN BABASI»   EL-ZEHRAVİ  (930-1013)

Modern cerrahinin babası olarak kabul edilen Zehrâvî, daha çok cerrahî sahasında başarılı ve meşhûrdur.

Zehrâvî’nin devrinde Avrupa’da bu ihtisas, hekimler tarafından üstün görülmediği için uygulama sahası dahi açılmamıştı.

Ünlü bilim tarihçisi Aldo Mieli, Zehrâvî hakkında: “O, asrında Endülüs’ün en önde gelen tıb üstadı ve otoritesi idi. Hattâ denilebilir ki, o en büyük müslüman tıb âlimidir, özellikle cerrahî sahasında temayüz etmiştir...” demektedir.

 

PARE’DEN 500 SENE ÖNCE

Fransız cerrahı Pare’yi şöhrete ulaştıran ve 1552 senesinde ilk defa onun tarafından yapıldığı sanılan, büyük damarların bağlanmasını altı asır önce Zehrâvî gerçekleştirdi. Ameliyat sırasında mum ve alkol kullanarak kanamayı durdurmayı başardı.

 

 

ALMAN CERRAH 900 SENE SONRA GERÇEKLEŞTİREBİLDİ

Pratisyen cerrahlara sun’i dikişi, kürk dikişi, karın yaralarında sekiz dikişi, bir ipliğe geçirilen iki iğneli dikişi, bu münâsebetle kedi bağırsakları ile yapılan dikişi, bağırsak ameliyatında kalkük kullanmayı öğretti. Bütün ameliyat dikişlerinde, özellikle karın çukuru altındaki cerrahî müdâhalelerde, ilk defa havsalayı (kalça boşluğunu) yatakta yüksekte tutan o oldu. Yirminci asrın başlarında Alman cerrahı Friedrich Trendelenburg (1844-1924), Zehrâvî’nin bu buluşuna sahip çıkıp kendine mâl etmeye çalışmıştır.

Ebü’l-Kâsım Zehrâvî’yi meşhûr eden ve Avrupa’da cerrahînin temeli olan Te’lif adlı eseridir. İki cildden meydana gelen eser dokuz yüz sahîfedir. Eserin asıl adı et-Tasrîf limen acize an’il Te’lif’dir. Otuz bölümden meydana gelen eserin birinci ve ikinci bölümlerinde hastalıkların genel değerlendirmesi yapılarak tedavileriyle ilgili bilgiler verilmektedir. Üçüncü bölümden yirmi beşinci bölüme kadar olan kısımda ilâçların terkibi anlatılmaktadır. Yirmi altıncı bölümde hastalık, sağlık ve yiyecek rejiminden bahsedilmektedir. Yirmi sekizinci bölüm ise basit ilâçlarla yiyeceklere ayrılmıştır. Kitabın en önemli kısmını otuzuncu bölüm meydana getirmektedir. Burada cerrahlıkla ilgili bilgiler anlatılmaktadır.

Te’lif’in seksenden fazla yazma ve basılı kopyası vardır. Bir çok defa Latince’ye ve İbrânice’ye tercüme edildi. Eserin birinci ve ikinci kısımları 1519 senesinde Ausburg’da Latince olarak basıldı. Cerrahî ile ilgili cüz’ü, meşhûr Gerard de Cremona tarafından Latince’ye tercüme edilmiştir. Bu bölümü Fâtih Sultan Mehmed Hân zamanında Amasya Hastahânesi başhekimi Sabuncuzâde Şerefeddîn tarafından bâzı ufak tefek ilâvelerle Cerrahiye-i İlhâniye adıyla Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Eserin üç nüshası Süleymâniye Kütüphânesi’nin Veliyüddîn Efendi, Beşir Efendi ve Üçüncü Ahmed kısımlarında mevcûddur.

Avrupa’da cerrahînin temelinin atılmasına sebeb olan bu eser, Salerno, Montpellier ve diğer Avrupa tıp fakültelerinde asırlarca ders kitabı olarak okutulmuştur. Ebü’l-Kâsım Zehrâvî’yi müslümanlardan çok asırlarca eserinden istifâde eden Avrupalılar tanımışlar, buluşlarını ve tedâvî şekillerini kendilerine mâl etmeye çalışmışlardır.